Anlamlandırma Kapasitesi Nasıl Kurumsallaştırılır?

Anlamlandırma Kapasitesi Nasıl Kurumsallaştırılır?

Karar bağlamı, önceliklendirme ve belirsizlikle çalışma reflekslerinin kurumsal yapılara entegre edilmesi

Alışık olduğumuz dünyada anlamlandırma kapasitesi kişisel bir yetkinlik gibi ele alınıyor, kişilerin, sezgisi, deneyimi ve vizyonu üzerinden konuşuluyordu.


Ancak bugünün dünyasında bu yaklaşım giderek yetersiz kalıyor. Çünkü karşı karşıya olduğumuz meseleler, tek bir zihinde çözülebilecek kadar basit değil. Anlamlandırma, bireysel bir beceri olmaktan çıkıp kurumun taşıması gereken bir kapasiteye dönüşüyor.


Peki bu kapasite nasıl oluşur, nasıl taşınır ve kurumsallaşır?


Bu soruya farklı disiplinler farklı yerlerden yaklaşır. Kimi karar alma süreçlerine bakar, kimi risk ve dayanıklılığa, kimi yönetişime ya da organizasyonel davranışlara odaklanır. Bu çerçevelerin her biri anlamlı bir parçaya temas eder. Ancak hiçbiri, anlamlandırmayı başlı başına kurumsal bir kapasite olarak ele almaz; anlamın kurum içinde nasıl taşındığını bütünlüklü biçimde tarif etmez.


Madem model yok ve ‘anlam’ gibi … bir kavram üzerinde konuşuyoruz. O zaman biraz geri çekilmek gerekiyor...


Gelin konuya, bu sezgiyle; benim zihnimde bir başlangıç basamağı gibi görünen şu soru ile yaklaşalım:


Bir kurumda anlam, nerede yaşar?


Bu sorunun tek bir cevabı yok. Ama şunu söylemek mümkün: Anlam, kurumlarda tek bir yerde durmaz; karar anlarında, yapının içinde, gündelik iş yapma ritminde ve kurumsal hafızada farklı biçimlerde ortaya çıkar.


Bu perspektiften baktığımda, kurumlarda anlamlandırma kapasitesinin dört katmanda kendini gösterdiğini düşünüyorum: Kararda, Yapıda, Ritimde ve Hafızada.


2026’ya girerken, anlamlandırma kapasitesinin soyut varlığını biraz netleştirmek için; kurumun içinde yaşadığı bu dört katman üzerinden birlikte düşünelim istiyorum.


1. Karar Katmanı


Anlam, karar anında ya vardır ya da sonradan gerekçelendirilir. Anlamlandırma kapasitesinin ilk göründüğü yer, karar anıdır. Çünkü anlam, en çok seçim yapılırken sınanır.


Birçok kurumda kararlar alınır, ardından nedenleri anlatılır. Veriler sıralanır, alternatifler geriye dönük olarak kurgulanır. Bu, kararları açıklayabilir; ama kararlar arasında tutarlı bir yön üretmez.


Anlamlandırma kapasitesi karar katmanında şu soruyla başlar: “Bu kararı hangi bağlamdan alıyoruz?” Bu soru yoksa, kararlar o an baskın olan veriye, riske ya da alışkanlığa göre şekillenir. Sorun yanlış karar almak değildir; kararların birbirini tamamlamamasıdır.


Herbert Simon’un sınırlı rasyonellik yaklaşımı bunu açıkça gösterir: Kurumlar her şeyi bilemez; ama hangi çerçevede karar aldığını biliyorsa, bu bir zayıflık değil olgunluktur.


Karar katmanında kurulmamış bir bağlam, sonraki katmanlarda kendiliğinden oluşmaz.


2. Yapı Katmanı


Anlam, kurum içinde tek başına duran bir şey değildir. Karar anında kurulan bağlam, yapıda karşılık bulmadıkça kalıcı olmaz. Anlam, tekil kararlarla değil; kararların yerleştiği yapı ile taşınır.


Kurumlarda sık görülen durum şudur: 

Strateji yönü tarif eder, 

Risk bu yönün belirsizliklerini çerçeveler, 

Kontrol ise bu ilişkinin günlük işleyişte tutarlı biçimde taşınmasını sağlar.

Bu unsurlar ayrı ayrı ele alındığında; ortak bir anlam zemini oluşmaz. 

Yapı katmanında anlam, şu soruyla görünür olur: “Bu unsurları neden aynı çerçevede ele alıyoruz?”


Bu soru sorulmadığında:

Risk, stratejiden kopar

Kontrol, ilişki kuran bir mekanizma olmaktan çıkıp kurala indirgenir

Kararlar tek tek doğru olsa da aralarındaki tutarlılık zayıflar


OECD’nin anticipatory governance (öngörücü yönetişim) yaklaşımı, belirsizlik altında karar alma kapasitesinin; farklı fonksiyonların birbirinden kopuk değil, bütünleşik biçimde çalışmasına bağlı olduğunu vurgular. Yapı katmanında anlam yoksa, kurum çalışır; ama yönetişim üretmez.


3. Ritim Katmanı


Anlam, kurum içinde zamanla kurulur ya da zamanla kaybolur. Ritim katmanı, anlamın zaman içinde nasıl taşındığını gösterir.


Bir kurumda ritim; hangi konuların düzenli olarak ele alındığı, hangi soruların tekrar tekrar gündeme geldiği ve hangi başlıkların karar döngüsünün parçası hâline geldiğiyle oluşur.


Ritim, hızla ilgili değildir. Ritim, seçicilikle ilgilidir.


Birçok kurumda bilgi üretimi artar; ancak bu artış, karar bağlamının derinleştiği anlamına gelmez. Sorun veri eksikliği değildir. Sorun, hangi bilginin hangi karar için anlamlı olduğunun netleşmemesidir.


Ritim katmanında anlam olmadığında:

Her konu öncelikli görünür

Karar alanları birbirine karışır

Karar alma süreci yıpratıcı hâle gelir


Ritim katmanında anlam şu noktada ortaya çıkar: Kurum, hangi konuların sürekli ele alınması gerektiğini bilir. Hangi kararların tek seferlik değil, yeniden değerlendirilmesi gereken kararlar olduğunu ayırt eder. Bazı soruların kapatılmak yerine açık tutulmasının bilinçli bir tercih olduğunu kabul eder.


Bu nedenle ritim katmanı, anlamlandırma kapasitesinin zamana yayılan ayırt etme mekanizmasıdır.


4. Hafıza Katmanı


Anlam, kişilerle sınırlı kaldığında kurumsallaşmaz.


Kurumlarda kararlar alınır, belirsizliklerle çalışılır, riskler yönetilir. Ancak bu süreçlerin arkasındaki düşünme biçimi tutulmadığında, anlam kişilerle birlikte kaybolur.


Hafıza katmanı, anlamın bireysel deneyim olmaktan çıkıp kurumsal süreklilik kazanabildiği yerdir.


Burada mesele geçmişi kaydetmek değildir. Asıl mesele; hangi varsayımlarla hareket edildiğinin, hangi belirsizliklerin bilinçli olarak kabul edildiğinin ve hangi risklerin neden göze alındığının korunmasıdır.


Bu katman olmadığında kurum kararları hatırlar; ama kararların bağlamını taşıyamaz. Hafıza, anlamlandırma kapasitesinin zaman içinde dağılmasını engelleyen katmandır.


Anlam Sistem Olarak Taşınmalı


Bu dört katman birbirinden bağımsız çalışmaz. Anlam, bir noktada oluşup diğerlerine kendiliğinden yayılmaz; bilinçli olarak taşınması gerekir.


Katmanlar arasındaki ilişki doğrusal değil, bağımlıdır:

Karar katmanında kurulmamış bir bağlam, yapıda karşılık bulamaz

Yapıda taşınmayan bir anlam, ritim içinde hızla aşınır

Ritme yerleşmeyen bir çerçeve, hafızaya dönüşmez


Bu nedenle anlamlandırma kapasitesi, tek bir güçlü karar ya da iyi tasarlanmış bir yapı ile oluşmaz. Anlam, ancak bu katmanlar birlikte ve tutarlı biçimde çalıştığında kurumsallaşır.


Bu yüzden anlamlandırma kapasitesi, bir kavram ya da yaklaşım değil; kurumun içinde işleyen bir sistem özelliği olarak kurgulanmalıdır.


Araç Örnekleri


Karar Katmanı – Bağlamı Görünür Kılan Araçlar

Karar gerekçesi kayıtları (decision rationale)

Varsayım ve belirsizlik notları

Alternatiflerin neden elendiğini gösteren kısa çerçeveler

Amaç: Karar alınırken yalnızca ne yapılacağı değil, neden o kararın alındığının da görünür olması.


Yapı Katmanı – Anlamı Taşıyan Yönetişim Mekanizmaları

Bütünleşik karar komiteleri

Strateji–risk–uygulama kesişiminde çalışan yapılar

Fonksiyonlar arası zorunlu bakış açıları

Amaç: Strateji, risk ve yönetişimin aynı karar zemini içinde ele alınmasını sağlamak.

Bkz. OECD ve World Economic Forum “whole-of-organization” yaklaşımı


Ritim Katmanı – Tekrar Eden Soru Mekanizmaları

Sabit periyotlarla dönen kritik soru setleri

Aynı konulara farklı zamanlarda dönmeyi sağlayan gözden geçirme ritimleri

“Tamamlandı” yerine “yeniden ele alınacak” olarak işaretlenen karar alanları

Amaç: Cevapları değil, doğru soruları kurumsal zamanın parçası hâline getirmek.


Hafıza Katmanı – Karar Bağlamını Koruyan Sistemler

Karar sonrası değerlendirme notları

Varsayımların ve belirsizliklerin izlenmesi

“Ne öğrendik?” sorusunu taşıyan kurumsal hafıza kayıtları

Amaç: Deneyimi kişilere değil, kuruma ait kılmak.


Yeni Dünyanın Kurumsal Yetkinliği: Anlamlandırma Kapasitesi

Yeni Dünyanın Kurumsal Yetkinliği: Anlamlandırma Kapasitesi

Anlamlandırma kapasitesi bugün kurumlar için yeni bir yetkinlik alanı

Herkes Haklıysa, Lider Ne Yapar?

Herkes Haklıysa, Lider Ne Yapar?

Herkes kendi açısından haklıdır

Yorumlar

--- henüz yorum yapılmamış

Yorum bırak