Başkasına ayna tutanlar, kendi yüzlerindeki tozu ne kadar görüyor?
Kurumsal yönetişim dünyasında, özellikle karmaşık holding yapılarında, Üç Hat Modeli (Three Lines Model) kağıt üzerinde kusursuz bir mimari sunar. Ancak bu mimarinin kalbinde, çoğu zaman halının altına süpürülen sistemik bir paradoks yatar:
"Başkasına ayna tutanlar, kendi yüzlerindeki tozu ne kadar görüyor?"
İç Kontrol, Risk Yönetimi ve bu rolleri üstlenen Finans/Muhasebe birimleri; kurumun bağışıklık sistemidir. Süreçleri analiz eder, prosedürleri revize eder ve kontrol tasarımlarındaki açıkları kapatırlar. Ancak bu birimlerin "icrai (operasyonel)" rolde olmamaları, tehlikeli bir yanılsamayı beraberinde getirir: Süreç Ataleti.
İç kontrol ve risk profesyonelleri, doğası gereği yüksek teknik bilgiye sahiptir. Hangi sürecin nasıl tasarlanması gerektiğini teorik olarak bilirler. Fakat sorun tam da burada başlar: Gözetim fonksiyonları, odağını tamamen "birinci hattın (operasyonun) hatalarına" diktiğinde, kendi iç süreçlerini modernize etmeyi unuturlar. Bir satın alma sürecindeki imza hiyerarşisini eleştiren bir birim, kendi "risk raporlama" sürecinin manuel ve 10 yıl öncesinin metodolojisiyle yürütüldüğünü görmezden gelebilir. Bu durum, teknik kapasite ile operasyonel çeviklik arasındaki kopukluktur.
Holding ve grup şirketlerinde Finans/Muhasebe departmanları, savunma hatları arasında bir "bukalemun" gibi hareket eder:
1. Hat Rolü: Ödeme yapar, kayıt tutar (İcrai).
2. Hat Rolü: Grup raporlama standartlarını belirler, bütçe disiplinini denetler (Gözetim).
Bu hatlar, katı duvarlarla ayrılamaz. Ancak holdinglerde Finans birimi, "gözetim" şapkasını taktığında, operasyonel iş yükünün altında ezilerek kendi kontrol mekanizmalarını güncellemeyi ihmal edebilir. "Denetlediği" süreçlerin sahibi olmadığı argümanına sığınarak, kendi iç verimliliğini ölçmekten kaçınabilir.
Sistemin en üst koruyucusu olan İç Denetim, ikinci hattı da denetlemekle yükümlüdür. Ancak bir iç denetçinin, ikinci hattın (Risk/Kontrol) olgunluğunu layıkıyla değerlendirebilmesi için organizasyonun Yönetişim Olgunluk Seviyesi’nin çok yüksek olması gerekir. Eğer ikinci hat kendi metodolojilerini güncel tutmuyorsa; üçüncü hat mecburen ikinci hattın yapmadığı kontrolleri üstlenmeye başlar. Bu durum, savunma hatlarının çökmesi ve bağımsızlığın yitirilmesi anlamına gelir.
Stratejik bir iş ortağı olmanın ön koşulu, başkasının sürecini revize etmeden önce kendi operasyonel mükemmelliğini kanıtlamaktır. Unutulmamalıdır ki; bir sistemin gücü, en güçlü halkasının (gözetim hatlarının) kendi zayıflıklarını ne kadar şeffaf yönettiğiyle ölçülür.
Değişim Ajanlarının Ülkesine Yolculuk
Raporların Tozlu Raflarından
Yorumlar